mesaj yazmayı unutmayınız


    Kızılcaören İsminin menşei

    Paylaş

    mtozdemir
    çavuş
    çavuş

    Mesaj Sayısı : 20
    Kayıt tarihi : 18/02/07

    Kızılcaören İsminin menşei

    Mesaj tarafından mtozdemir Bir Ptsi 19 Şub. 2007, 01:21

    33 Ciltlik
    Türkler Kitabından Yrd.Doç.Dr. Ali GÜLER'in Atatürk'ün soyu: Kızıl
    Oğuzlar (Kocacıklar) ve Konyarlar Yazısından alıntıdır. (İsteyene
    belgeyi tarayıp maille gönderebilirim)




    Kızıl Oğuzlar’ı veya Kızıl Oğuz Türkmenleri’ni, “Kızılkocalılar”
    olarak ifade ederek, Kocacık Yörükleri veya Türkmenleri ile aynı “Yörük
    grubu” olarak ele alan Hüseyin Şekercioglu, bunlarin “Oğuzların Kızıl
    Oğuz boyundan olduğu” düşüncesindedir. 1041 yılı civarında Hazar
    Denizi’nin güneyinde ve güneybatı bölgesinde Tahran, Kazvin, Reşt,
    Zencan ve Tebriz bölgelerinde oturan, “Kızıl Özen” veya “Kızıl Ören”
    Irmağı bölgesinde yaşayan ve İldeniz hükümdarlarından Arslan Şah’ın
    oğlu “Kızıl Bey”in oymakları oldukları için bu Türkmenlere “Kızıl Oğuz
    Türkleri” adı verilmiştir.

    Bunları, X. Yüzyılın birinci yarısında müstakil ve kudretli bir
    devlet olan “Oğuz Yabgu Devleti” içinde ve Büyük Selçuklu Devleti
    kurulmadan önce, Selçuk’un dört oğlundan birisi olan Arslan Yabgu ile
    birlikte hareket ederken görüyoruz. Aynı zamanda Türkiye Selçukluları
    Devleti’ni kuranların ataları da olan Arslan Yabgu, Gazneli Sultanı
    Mahmud tarafından tutuklanarak hapsedilince (1025), bu bölgeyi terk
    ederek Horasan’a geçen ve Serahs, Ferave (bugün Kızıl Arvat, Kızıl
    Ribat) ve Abiverd’e yerleşen 4000 çadırlık Oğuz kümesinin başında,
    Yağmur, Buka, Gök-Taş ve Kızıl Beyler bulunuyordu. Kızıl Bey daha sonra
    Gazneli Mesud’un hükümdarlığı sırasında onun hizmetine girdi. Humar-Taş
    Bey’in idaresinde bazı Türkmen grupları sonradan Irak’a giderek
    yerleştiler. Horasan Balhan bölgesinde kalan gruplardan ayırmak için
    bunlara “Irak Oğuzları” denildi. “Kızıllı Oğuzları”, Selçukluların 29
    Haziran 1035’de Gazneli ordusunu Nesa Savaşı’nda yenilgiye
    uğratmalarından sonra “Irak Oğuzları” ile birlikte görüyoruz: Bu
    zaferden sonra, Selçuklulara çeşitli Oguz oymaklari katildigi halde,
    “Yağmurlu Oğuzları” ve “Balhan Türkmenleri” ile birlikte “Kızıllı
    Oğuzları” katılmamış; bir süre İsfahan hakimi Alaü’d-devle’nin
    hizmetine girmişler, daha sonra onlardan da ayrılarak soydaşları “Irak
    Oğuzları”na katılmışlardır. Bir süre sonra bu Oğuzlar Rey’deki Oğuzlara
    katıldılar. Irak Oğuzları 5000 atlı çıkarabiliyorlardı ve bu dönemde
    başlarında Kızıl, Gök-Taş, Buka, Gız Oğlu, Mansur, Dana (?) ve
    Anası-Oğlu gibi beyler bulunuyordu. Bunlardan Kızıl ve Buka önce Rey’i
    , sonra da Hemedan’ı ele geçireceklerdir.

    Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in kız kardeşi ile evlendiğini
    bildiğimiz ve devletin kuruluşunda Selçuklulara büyük destek veren
    Kızıl Bey, takriben devletin kuruluşundan sonra 1040 veya 1041’de
    ölmüş, Rey Şehri civarında gömülmüştür. Tuğrul Bey’e bağlı olan bu
    Kızıl Oğuz Türkmenleri, başlarında Mansur, Gök-Taş, Buka Beyler olduğu
    halde Anadolu’ya yapılan akınlarda aktif olarak rol aldılar. Sultan Alp
    Arslan ve Sultan Melikşah dönemlerinde Alp Arslan’ın yeğeni Sadettin
    Bey’in emrine giren Kızıl Oğuzlar, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ve
    Zaferi’nden sonra Kars, Erzurum, Erzincan ve Sivas illerine doğru
    akınlara başlayarak Sivas ve Tokat arasındaki Kelkit Vadisi’ni ele
    geçirdiler. Türkiye Selçukluları’nın son zamanları ile Anadolu
    Beylikleri döneminde Ankara’nın idaresini elinde bulunduran Ankara
    Valisi “Kızıl Bey” de bu Kızıl Oğuz Türkmenlerinden idi. Selçuklu
    Devleti’nin “iskan” politikaları çerçevesinde Tokat, Amasya, Konya,
    Karaman, Ankara, Aydın, Isparta, Balıkesir, Bolu, Kastamonu ve Sinop
    illerine yerleştirilen Kızıl Oğuz Türkmenleri; 1410’da Reşadiye ve
    Mesudiye arasındaki “Kızıl Özenliler Yurdu” olarak anılan (bugünkü
    Reşadiye-Kızıl Ören Köyü civarı) bölgede “Kızıl Ahmetliler” isimli bir
    de beylik kurdular. Beyliğe adını veren Kızıl-Oğlu Ahmet Bey ve
    kardeşleri, Amasya, Tokat, Çorum ve Sivas, Ordu, Samsun, Giresun ile
    Şebinkarahisar’ı ele geçirdiler. Kızılırmak ve Yeşilırmak bölgesine
    hakim oldular. 1424 yılında Sultan II. Murat’ın emri ile Amasya Valisi
    Yörgüç Paşa, Kızıl-Oğlu Ahmet Bey ve diğer ileri gelenleri Amasya
    Kalesi’ne davet ederek ortadan kaldırdı. Kızıl Oğuz Türkmenleri de
    Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağıtıldılar. Kızıl Oğuz Türkmenleri’nin
    büyük bir bölümü, Fatih Sultan Mehmet zamanında Evrenos-Oğlu Ali Bey
    komutasında Rumeli’de fethedilen Selanik, Manastır ve Yanya illerine
    yerleştirildiler. Son İsfendiyar-oğulları Beyi ve Osmanlıların
    Kastamonu Valisi Cemalettin Kızıl Ahmet Paşa, 1515’lerde Bayburt Sancak
    Beyi olan Mirza Mehmet Bey ve Bolu Sancak Beyi olan babası Kızıl Ahmet
    Bey ile III. Murat zamanında Rumeli Beylerbeyi olan Kızıl Ahmetli Şemsi
    Paşa Kızıl Oğuz Türkmenlerinden idi.

    Merhum Prof. Dr. Faruk Sümer’in XVI. yüzyıl Tahrir Defterleri’ne
    dayanarak yaptığı araştırmalara göre, XVI. yüzyılda Anadolu’da Kızıl
    Oğuz Türkmenleri’ne bağlı “oymaklar” şuralarda görülmekteydi: Maraş’tan
    Ankara, Kayseri, Kirşehir’e kadar olan sahada yayilmiş bulunan
    “Dulkadırlı Eli”ne bağlı “Kızıllu” oymağı. Boz-Ulus’un bir kolu olan
    “Diyarbekir Türkmenleri”ne bağlı “Koca-Hacılu” oymağı. Boz-Ulus’un
    “Dulkadırlı” oymaklarından “Kızıl-Kocalu” oymağı. “Boz-Ok Eli” (bugünkü
    Yozgat bölgesi)’ne bağlı Kara-Taş’ta “Kızıl-Kocalu”, Ak-Dağ’da
    “Kızıl-Kocalu”, Sorgun’da “Kızıl-Kocalu” oymakları. “Menteşe Eli”
    (bugünkü Muğla yöresi)’nde “Kızılca-Yalınc” ve “Kızılca-Keçilu”
    oymakları.

    Bilindiği gibi “yer adları”, kültür tarihi bakımından çok büyük
    bir önem taşır. Anadolu’nun ve Rumeli’nin Türkleşmesinde de görüldüğü
    gibi Türkler, çeşitli geleneklere bağlı olarak yer adı vermektedirler.
    Bazen milli kültürün bir parçası olarak Orta Asya’daki yer adları,
    Anadolu ve Rumeli’deki benzer yerlere verilmiştir. Bazen, bir boy veya
    oymak yerleştiği yere boyunun veya oymağının adını vermiştir. Bazen,
    boy beyi veya boyun bir büyüğünün adı verilmiştir. Arazi şekline,
    yerleşme esnasındaki bir olaya, eski bir totem olan ve silik izleri
    hatıralarda devam eden bir hayvanın adına göre de isim verilir veya
    alınırdı. Anadolu’da dün ve bugün gördüğümüz bütün “Kızıl” sözü ile
    başlayan yer adlari da bu gelenek çerçevesinde, işte bu Kizil Oguz
    Türkmenlerin hatiralarini taşir. Bazi misaller şu şekilde verilebilir:
    Kizil-irmak, Kizilca-hamam, Kizilca-viran (bugünkü Kizilca-ören) (XVI.
    Yüzyil, Bayburt Sancak Merkezi), Kizilca-kent (XVI. Yüzyil, Bayburt,
    Kelkit), Kizilca (XVI. Yüzyil, Bayburt, Tercan-i Süfla), Kızıl-köy
    (Afyon, Bursa), Kızıl-çakçak, Kızıl-ziyaret (Ağrı), Kızıl-öküz (Kars),
    Kızıl-ırmak, Kızıl-dağları (Suşehri, Refahiye, İmranlı arasında),
    Kızıl-kuyu, Kızıl-lar, Kızıl-yaka, Kızıl-ören (Karaman’ın köyleri).

    mtozdemir
    çavuş
    çavuş

    Mesaj Sayısı : 20
    Kayıt tarihi : 18/02/07

    Kızılcaören (Kızılcaviran) kuruluş tarihi (Takribi)

    Mesaj tarafından mtozdemir Bir Çarş. 21 Şub. 2007, 11:50

    Kızılcaören ismi üzerinden yaptığım araştırmalara göre, 1424 yılında kızıl Ahmet Beyliğinin yıkılmış ve bu yöredeki kızıl oğuzlar Anadolunun değişik yerlerine yerleştirilmişlerdir. (Hatta göçe tabii tutulan Kızıl oğuz Türklerinden-kocacıklar, Konyarlar-bir kısmı Rumeliye Selanik civarına yerleşmişlerdir. Atatürk'ünde baba tarafından Kocacık Türkü yani Kızıl Oğuzlardan olduğu üstteki yazıdaki adı geçen akademisyen tarafından ortaya konmuştur.) Bu nedenden dolayıdır ki yerleştirildikleri yerlerin bazılarının ismini Kızılcaviran koymuşlardır. Dolayısı ile bizim köyün yerleşim yeri olarak kullanılma tarihi 1424 sonrasıdır. Bu da kabaca 580 yıllık bir tarih demektir.

      Forum Saati Perş. 21 Eyl. 2017, 17:55